y-h-reklam
y-h-reklam

SON DAKİKA

Yavuzeli Haber
y-h-reklam
İbrahim Karababa

Noel Baba ve Mehmet Akif

Noel Baba ve Mehmet Akif
Bu haber 23 Aralık 2014 - 1:13 'de eklendi ve kez görüntülendi.
300Reklam

Doğu ve Batı kıyaslamaları yıllardan beri süregelmektedir. İki büyük ve köklü medeniyet,  iki farklı bakış ve görüş açısı.

Doğu, kültür ve medeniyetin beşiği iken Batı, zevk ve sefahatin simgesi olmuştur asırlarca. İnsanlık hep bu iki büyük medeniyet arasında kalmıştır. Yin-Yang denklemi… Sentez ve çatışma… Aslında bu köklü medeniyetlerin çatışması ve birinin diğerinden vazgeçememesi Doğu-Batı sentezini ortaya çıkarmıştır. Biri ruh (Doğu), diğeri akıl (Batı). İkisinin birleşmesi dünyanın maddi ve manevi anlamda şahlanması demektir.

Doğu; kahramanlığın, destanların, ilim ve kültürün tarlası… Batı, bütün şatafatına rağmen gözünü Doğu’dan alamamıştır. Bu sebeple Batı, her zamanki göz boyama oyunlarıyla Doğu’yu kendine hayran bırakmanın yollarını aradı. Bilim ve teknolojinin nüvelerini Doğu’dan aşırarak işe koyuldu. Bununla da kalmayıp ne kadar hüneri varsa kullanarak doğruluk, çalışkanlık, sadakat, güven gibi insanı insan yapan kadim özellikleri alıkoydu. Karşılığında yalanı, tembelliği, güvensizliği, aç gözlülüğü bize sattı. Bugün artık Doğu, fakirliğin, geri kalmışlığın; Batı ise zenginliğin ve bilimin temsilcisi haline geldi. Yıllarca bize bunun böyle olduğunu söylediler. Öyle ki artık bizim için Doğu; barbar, vahşi, gerileten bir medeniyet, Batı ise teknolojisiyle evrensel değerleriyle hayran kaldığımız Avrupai bir medeniyetti. Tarihteki roller değişmişti. Öyle bir an geldi ki çocuklarımız Batı’nın masallarına gerçek diye inanıyor, Doğu’nun kadim hakikatlerine masal diye gülüp geçiyor.

Batı’nın bize bir hediyesi olan yılbaşı kutlamaları önceleri bir özentiydi. Derken caddelerde, sokaklarda, televizyon ekranlarında Noel Babalı posterler, reklamlar boy göstermeye başladı. Masum bir taklitti bu sadece. Ancak sonra bir alışkanlık, derken artık bir kültür, bir yaşam biçimi halini almaya başladı.

Birçok evde, özel mekânlarda yılbaşı kutlamaları için günler öncesinden hazırlıklar yapılıyor. Bir telaş bir telaş sormayın gitsin. Hindiler alınıyor, çam ağaçları kesilip ışıklandırılıyor, süsleniliyor. Batı’nın şatafatlı dünyasının küçük bir numunesi, bohem hayatın bir kopyası. Zevk ve sefa âlemi. Vur patlasın, çal oynasın! Noel Baba da kırmızı kıyafeti ve başlığıyla iştirak etmiştir şenliğimize. Boş gelmek olmaz, kucağında hediyeler vardır! Yemeler, içmeler; bağrışlar, çağırışlar… İşte en heyecanlı an: Oon, dokuuz, sekiiz… üüç, ikii, biir… Ve film biter. Aslında filmin başladığı yerdir bitiş anı. Artık Avrupalı olmuşuzdur, medeni olmuşuzdur bir gecelik de olsa. Sabaha hikâyesi kalmıştır yaşananların. Noel Baba bacadan hediyeler bırakmıştır çocuklar için. İyiliksever(!) Noel Baba’yı böylece kazıyıverdik çocuklarımızın zihnine. Bacadan giren her neyse de biz kapılarımızı ardına kadar açmışız Hristiyan Batı kültürüne. Farkında değiliz ama getirdiğinden çok daha değerli şeyleri de alıp götürüyor bizden. Kültürümüzü, inançlarımızı, değerlerimizi, bugünümüzü ve yarınlarımızı…

Noel Baba hayranlığını aşıladığımız bu günlerde bir 27 Aralık günü aramızdan ayrılan, Mehmet Akif Ersoy’un varlığını hatırlamıyoruz bile. Tuhaftır ki her ikisi de aynı coğrafyanın çocukları fakat farklı kültürlerin insanları.

Noel Baba ismiyle bilinen Aziz Nicolaus, dördüncü asırda Antalya civarında yaşamış. Mehmet Akif (1873-1936) Osmanlı’nın Avrupai bir devlete gebe kaldığı çalkantılı, buhranlı bir dönemin adamı.

Biri, efsanevi bir hayat yaşamış olan millî bir kahraman, diğeri ren geyiklerinin çektiği uçan kızağıyla dünyayı bir uçtan bir uca dolaşıp hediyeler dağıtan(!) bir figüran. Buna geyikler bile güler. Her ne kadar hikâyesi gerçeğe dayansa da kurmaca ve yalanlar üzerine bina edilmiş sahte bir kahraman. Mehmet Akif, hayatı gözler önünde, idealleriyle yaşamı bütünleşen bir dava adamı. Bir hak ve hakikat aşığı. Destanlar yaşayan, destanlar yazan bir şair…

Noel Baba, güya, ev ev dolaşıp hediyeler dağıtan, Hristiyan âleminin propagandacısı. Mehmet Akif, il il, meydan meydan dolaşıp millî mücadele bilincini uyandıran İstiklal Mücadelesinin ön saflarında yer alan gür sesli bir iman abidesi, bir vatan sevdalısı. Bütün ümitlerin sönmeye yüz tuttuğu bir zamanda: “Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/ Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” diyerek ordumuzun ve milletimizin ümitlerinin yeniden yeşermesine vesile olmuştur. İstiklal için mücadele ederken hiçbir beklentisi yoktur. Hatta istikbalde olacakların da farkındadır adeta:

Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyulayı da, er geç, silecektir

Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma,

Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?

Mısralarıyla dile getirir unutulma endişesini. Aslında bu endişe, şahsının unutulacağı endişesi değil, temsil ettiği değerlerin unutulacağı endişesidir. Nihayetinde büyük zaferden sonra Türkiye’de barın(dırıl)amaz. Mısır’a gider. Vatan özlemiyle ömrünü geçirir. Vatanımda öleyim düşüncesiyle İstanbul’a gelir. Son nefesini, uğrunda mücadele ettiği topraklarda verir. Artık toprakta gezen gölgesine toprak çekilmiştir. Öldüğü gün yalnızdı. Birkaç eş ve dosttan başka kimse yoktu yanı başında.  Cenazesi Fatih Camisi avlusunda kimsesizdi. Yalnız güvercinler uçuşuyordu etrafında. Vefa güvercinlere kalmıştı sanki. Ta ki bir tıp öğrencisi tabutun üstündeki ‘M. Akif’ yazısını okuyuncaya kadar. Millî şairin tabutunu garip bir halde gören bu delikanlı beynin vurulmuşa dönmüştür. Koşarak üniversitedeki arkadaşlarına haber verir. O andan itibaren nerden geldikleri bilinmeyen binlerce kişi Fatih Camisi avlusuna doluşur. Çıplak tabutu “O benimdir, o benim milletimindir ancak!” dediği al bayrakla örtülür. O güne kadar çok az kişiye nasip olan bir kalabalık tarafından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilir. Ne yazık ki tarih yine tekerrür etmiş, yiğit vatan evladının değeri ancak ölümünden sonra anlaşılmıştır. Acaba 2015 yılına sayılı günler kala, ölüm yıl dönümü olan 27 Aralık gününde Mehmet Akif’i, yılbaşı telaşıyla, kaç kişi hatırlayabildik?

Şimdi, Noel Baba mı, Mehmet Akif mi?.. İster çocuklarınızı Batı’nın Noel Baba masalıyla uyutmaya devam edin ister Doğu’nun kahramanlarıyla yüzyıllık uykularından uyandırıp ‘Asım’ın Nesli’ni vücuda getirin. Tıpkı ümitlerin söndüğü o buhranlı dönemlerde olduğu gibi ümit ışığı yine Mehmet Akif’ten geliyor: “Asım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek / İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.” Onu rahmet, minnet ve duayla anıyoruz.

İbrahim KARABABA

Doğu-Batı Kıyaslamaları-1

23.12.2014

Etiketler :
300Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
667Reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
300Reklam
İLGİLİ HABERLER