y-h-reklam
y-h-reklam

SON DAKİKA

Yavuzeli Haber
y-h-reklam

ÖYKÜ DENEMESİ – YASAK BÖLGE

ÖYKÜ DENEMESİ – YASAK BÖLGE
Bu haber 09 Aralık 2016 - 23:12 'de eklendi ve kez görüntülendi.
300Reklam

Nanaceste sıradan bir gündü. Herkes kendi halindeydi. Bir süredir ülkede Nikoya adlı sömürge Devletinin ülke üzerindeki baskıları yoktu. Tam güneş insanlara gülümserken bir anda

her yer acıya, çığlığa ve hüzne boğuldu. Bunun nedeni Nikoya Devletinin Nanaces’i ele geçirmek için harekete geçmesiydi. Galiba Nikoya’nın bir süredir sessiz kalmasının nedeni bu hain planı başlatmaktı. Askerler tüm şehre dağılmıştı. İnsanları zorla alıp götürüyorlardı. Ülkedeki her yeri didik didik etmişlerdi. Geriye tek bir yer kalmıştı o da ülkenin Güneydoğusundaki Misiza üniversitesiydi. Üniversiteli gençler dışardan gelen savaş seslerini duyup kaçışmaya başlamışlardı. Hiç kimse teslim olmak istemiyordu çünkü Nikoya acımasız ve çok zalim bir ülkeydi.

Üniversitede ki herkes sağa sola kaçışırken aralarından beş kişi birbirinden habersiz bir şekilde mücadele etmeyi göze almıştı. Ama yeterli değillerdi. Bu yüzden Yasak Bölge’ye doğru kaçmaya başladılar.

Yasak bölgeye yaklaştıkları sırada Nina askerlerin peşlerinden geldiğini fark ettiği anda diğer dört Üniversiteli gencin kendisiyle birlikte geldiğini gördü. Yasak Bölge’nin kapısının önüne geldiklerinde askerlerin onlara daha çok yaklaştığını gördüler. Nina diğerlerine bakarken bir şey dikkatini çekmişti. Aralarından bir kişi farklı bir yere bakıyordu. Nina Lagi’nin baktığı yerin Yasak Bölge olduğunu görüce başka şansları olmadığını düşünerekten Lagi’ye doğru ilerlemeye başladı. İlerlerken diğerlerini de yanına aldı. Yasak Bölge’nin kapısına geldiler. Yasak Bölge’nin kapısında beklerken askerler onlara daha da yaklaşmıştı.

Bunu fark eden Jayni hepsini Yasak Bölge’nin içine itti. Kendisi gireceği sırada duraksadı. Bunu gören Kulina Jayni’yi kolundan çekerek Jayni’yi içeri çekti ve kapıyı kapattı. Askerler nasılsa ölecekler diyerekten geri döndüler.

        Yasak bölgede gençler için korku dolu anlar başlamıştı. Herkes korkuyordu ve kimseden ses çıkmıyordu. Bu sessiz anda Nina’nın hıçkırıkları duyuldu.

         Nina’nın sesini duyan Lagi korkunun vermiş olduğu öfkeyle bağırarak:

-Senin derdin ne? Ağlamanın sırası mı şimdi? Bizim hayatımız tehlikede kapa çeneni!

        Kulina öfkeyle ve birazda Nina’ya üzülerek:

-Biraz sakin olmayı dener misin? Belki kızın bir derdi var.

 Jayni korkak bir ses tonu ile:

-Tartışmayı kesin artık nelerle nasıl karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Belki de şuan o canavarlar bizi gözetliyor olabilir.

        Nina bu olanlara dayanamayarak ağlamayı bırakıp hızla ayağa kalktı:

-Susun artık! Kavga etmenin sırası değil burada hayatımız söz konusu.

 Lagi sert çıktığını düşünerek başını önüne eğip:

-Özür dilerim. Bu kadar üstüne gelmemeliydim. Zaten tedirgindim ve sende ağlayınca sinirlendim bu yüzden de bağırdım.

        Nina:

-Tamam sorun değil. Bu arada ben Nina ve bir şey daha sizce de bu kötü durumdan kurtulmak için öncelikle birbirimizi tanımamız gerekmez mi?

        Hepsi haklısın dercesine kafalarını salladı ve tek tek tanıştılar. Tanışmaları bittikten sonra. Lagi ben liderim der gibi:

-Hadi kalkıp güvenli bir yer bulalım eğer varsa.

        Tina:

-Tamam gidelim gitmesine de burası çok karanlık ayrıca korkunç ağaçlarla dolu ve ben çok korkuyorum.

 Jayni ukala bir tavırla:

-Korkmana gerek yok ufaklık yanında ben varım.

 Tina sevecenlikten uzak bir tavırla:

-kendini tanıtırken bu kadar ukala olduğundan bahsetmemiştin. Bu ufak tartışma üzerine gençler sanki bu durumda değilmiş gibi gülüştüler.

        Lagi:

-Hadi gidelim diyeceğim ama burada iki yol var. Hangisinden gideceğiz.

        O sırada Kulina endişe ile :

-Benim gördüğümü sizde gördünüz mü? şuradaki çalı kıpırdadı.

        Nina korkak ve titrek ses tonuyla:

-hangi çalı?!

        Kulina parmağını uzatarak:

-İşte şuradaki çalı

        Bunun üzerine Lagi yanına Nina’yı alarak çalıya bakmaya gitti. Çalıya yaklaştıkları sırada çalının içinden hayvan türü bir şey fırladı. Bu durum Lagi ve Nina’nın geriye sıçramasına sebep oldu.

Hayvan koşarak uzaklaşırken herkes korkuyla ona bakıyordu. Daha sonra Kulina o canlı türünün zararsız olduğunu fark etti hatta o tuhaf canlı onlardan korktu.

        Kulina diğerlerine dönerekten:

-Bu canlı bize zarar vermedi. Onu takip edersek güvende olabiliriz.

        Bu düşünce saçma gibi görünse de bir bakıma mantıklıydı.

        Lagi:

-Hadi bu şey kaybolmadan onu takip edelim dedikten sonra canlının peşinden sesizce gittiler. Artık 30 dakika olmuştu gençler çok yorulmuştu ki o sırada tuhaf canlı oda gibi bir yere girdi.

        Lagi:

-Durun! Bekleyelim ya orada bizi bekleyenler varsa. Bir kenara geçip saklanmamız gerekiyor.

        Jayni:

-Bakın orada büyük bir çalı var. Hepimiz o çalının içinde saklanabiliriz.

Gençler oraya doğru ilerlediler. Hepsi tek tek ve sessizce çalının içine girdi. Tuhaf canlının çıkmasını beklerken 6 saat boyunca uyuyakalmışlardı.

daha sonra Nina uyandı. Nina uyandığında yaşadıklarının rüya olduğunu zannetmişti. Kısa süreli olsa da gerçeği anlaması çok uzun sürmemişti. Yanında Tina ile Kulinayı görünce aniden irkilerek ayağa kalktı ve diğerlerini uyandırdı.

Tabi Jayni hariç.

 Jayni gözü kapalı ve uykulu ses tonuyla:

-Sadece bir dakika derken Nina Jayni’ye tokat attı bunun üzerine Jayni irkilip ayaklandı.

        Jayni:

-Ne yaptığını sanıyorsun sen?

        Nina:

-Hiç derdimiz yokmuş gibi bir de senin uykunla mı uğraşacağız!

        Jayni utanç içerisinde özür diledi. Bu kısa konuşmanın ardından Lagi odaya benzer yere bakarak hiç bir farklılık olmadığını görünce dayanamayarak yerinden kalkarak oraya doğru ilerlemeye başladı. Kulina’da Lagi’nin peşinden gidiyordu.

Lagi ve Kulina odaya benzeyen yere çoktan girmişlerdi. Nina ve diğerleri beklemeye başlayalı beş dakika olmuştu bile. Buna dayanamayan Nina ayağa kalkarken Jayni Nina’yı tutup onu durdurdu. Daha sonra Lagi ve Kulina oradan dışarıya çıktılar

çıkmasına ama garip bir şey vardı. Lagi ve Kulina gülümsüyordu. Yavaş yavaş çalılığa yaklaştılar.

 Lagi:

-Galiba kurtulduk. Ama bir süreliğine şimdilik orası bizim için güvenli hadi gidelim.

        İlerlemeye başladılar. Odaya benzeyen yere girdiklerinde içerisi tuhaf aletlerle doluydu ve odayı aydınlatan cılız bir ışık vardı. Odanın içerisi ev gibiydi ama bir yandan da labaratuvarı anımsatıyordu. Odanın köşesinde duran küçük tozlu yatağa kendini ilk atan Jayni olmuştu. Jayni’nin yayılması uzun sürmemişti. Çünkü Lagi’nin kızgın bakışları Jayni’yi korkutmuştu. Bu sırada Tina şans eseri odanın içinde bulunan yerin altına açılan kapıyı buldu.

        Tina şaşkınlıkla:

-Çocuklar burada bir kapı var galiba. Hemen buraya gelmelisiniz.

        Herkesin içini korku, endişe ve heyecan kaplamıştı. Yavaş yavaş kapıya ilerlediler.

        Lagi:

-Bekleyin! Hemen kapıyı açmayın. Kapının altında ne olduğunu bilmiyoruz. Lagi’nin bu sözünden sonra biraz bekleyip yavaşça kapıyı açtılar. Kapının içinden tozdan başka bir şey çıkmamıştı. Gençler ne yapacağını bilmiyorlardı.

        Nina:

-Daha fazla tehlike altına girmemeliyiz. Bence bu kapıyı tekrar kapatmamız gerek.

  Düşünürken Jayni Nina’ya karşı çıktı. Oy birliği ile Nina’nın fikrine katılmaya karar verdiler. Kapıyı kapattıktan sonra dışarıdan bir ses geldi. Hepsi aniden bir kenara toplandı.

Sesler gittikçe yaklaşmaya başladığı sırada odanın kapısı açılmaya başladı. Gençler çok korkmuşlardı hatta Tina sessiz bir şekilde korkudan ağlamaya başlamıştı bile. Daha sonra kapı tamamen açıldı. İçeriye saçı sakalı ağarmış biri girdi.

        İçeri giren kişi:

-Bende sizi arıyordum nerelerdeydiniz?

        Jayni sesi titreyerek:

-Siz..sizde kimsiniz?.

        İçeri giren kişi:

-Korkma evlat size zarar vermeyeceğim. Benim adım Nazuk.

        Tina:

-Hatırladım! Siz yasak bölgenin son kurbanı değilmiydiniz?

        Jayni:

-Ben de korkmamıştım zaten.

        Nazuk:

-Ben Yasak Bölge’nin son kurbanı olmasam da evet buraya giren son kişi benim tabi sizi saymazsak. Siz burada ne arıyorsunuz. Yoksa siz de cesaretinizi mi göstermek istediniz.

 Nina:

-Hayır biz buraya mecburiyetten geldik. Nikoya Devleti bizim devletimize karşı savaş başlattı. Biz de o zalim devletin eline geçmemek için Yasak Bölge’ye sığındık. Bir şey daha var. Sen nasıl hala hayattasın.

        Nazuk:

-Burası bildiğiniz ve düşündüğünüz gibi korkutucu  bir yer değil. Burası çok güzel ve harika bir yer.

        Kulina:

-Sen ne diyorsun? Bu korkutucu ağaçlar, çalılar ya da bu karanlık mı güzel.

        Nazuk gülerek:

-Gençler size her şeyi anlatıcağım ama bana ülkemden ve ülkemdeki insanlara ne olduğunu anlatın.

        Bu konuşmanın ardından çocuklar neler olduğunu tek tek anlattılar. Bu durum karşısında Nazuk şoke olmuştu. Hemen yardım istemeliyiz. Derken ayağa kalktı. Gençler şaşkındı. Çünkü onlara kimse yardım etmezdi.

Bu düşünce ile yola koyuldular.

        Lagi:

-Bize kim yardım edecek tüm devletler Nikoya’dan korkuyor. Aklındakini bizimle paylaşır mısın?

        Nazuk:

-Bak evlat burasının güzel olmasını sağlayanlar yardım edecekler. Çünkü onlar Nikoya’dan daha güçlü ve zekiler.

        Jayni:

-Mistik güçlerden mi bahsediyorsun?

        Nazuk:

-Görünüşe göre siz daha çok soru soracaksınız gideceğimiz yere az kaldı gittiğimiz yerde tüm sorularınız cevap bulacak.

        Yola devam ettiler. Bir süre sonra ışığı görmeye başladılar. Gençlerin yüzü gülmüştü.

        O sırada Nazuk:

-İşte bahsettiğim cennet bu az kaldı…..

        Gençler çok heyecanlıydı. Ne yapacaklarını bilmez halde ışığa doğru koşmaya başladılar. Bu şekilde koşmalarının nedeni ise Yasak Bölge’ye girdiklerinden beri ilk defa ışığı görmüşlerdi. Bu onları mutlu etmişti.

Karanlıktan tamamen kurtulduklarını düşündükleri anda etraflarındaki kızılderilileri farkettiler ve bu şok ile Tina yere yığıldı. Bunu gören Kulina korku içinde bağırdı. O sırada Lagi ve Nina Nazuk’a döndü.

        Nazuk:

-Sakin olun bunlar Yasak Bölgenin asıl sahipleri. Gençler şaşkındı. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Nazuk olaya el koyarak gençleri sakinleştirdi. O şok etkisinin ardından sadece 1 saat geçmişti ve Tina kendini gelmişti çoktan.

        Nazuk gençleri bir köşeye topladı ve sorularını cevaplamaya başladı.

        Nazuk:

-Ben buraya cesaretimi göstermek için geldim. İlk girdiğimde çok korkmuştum. İlerlemeye devam ettim. Sizi bulduğum odada iki gün saklandım. Acıkınca dayanamadım. Saklandığım yerden çıkıp yemek aramaya başladım. Geri dönmekte istedim ama yolu kaybetmiştim. Anlayacağınız

çaresizdim. Bende kafama göre ilerlemeye devam ettim. En sonunda burayı buldum bulmasına ama sizin gibi hoş karşılanmamıştım. İlk olarak beni öldürmek istediler. Çünkü onlara zarar vereceğimi düşündüler. Bende onlara dünyanın zor şartlarından kurtulup

buraya geldiğimi ve burada yaşamak istediğimi söyledim. Zor olsa da en sonunda doğruları söylediğime inanıp beni aralarına aldılar. Onların neslinin tükendiğini sandığımı söylediğimde tüm bilinmeyenleri ortaya koydular. Aslında 2yy önce kadar nesilleri tükenmişti sanıyorduk.

Aslında öyle değilmiş Nikoya ve onun gibi devletlerin işkencelerinden ve zulümlerinden kurtulmak için bir plan yapmışlar. Planlarına göre nesillerinin tükendiğini gösterip yavaş yavaş gizleneceklerdi. Yani önce bu Yasak Bölge’yi keşfedip burayı dıştan korkunç içten güzel

bir hale dönüştürmüşler. Bildiğiniz üzere Kızılderililer yaşadıkları süre boyunca köle olarak

çalıştırıldığı için kabile reisi her gün otuz kişinin Yasak Bölge’ye gizlice gelmesini ve saklanmasını istemiş. Bunun üzerine yaklaşık on beş-yirmi günde tamamı bu bölgeye gelmiş ilk başlarda bu bölgeyi merak eden insanlar bu bölge’ye girdikleri için kabile reisinin kararıyla

buraya gelen insanları öldürüp dışarı atmışlar ki bir daha insanlar gelmesin uzun bir süre bu böyle devam etmiş. Ardından cesetleri dışarı atmamaya karar kılmışlar. Bana kadar herkesi öldürmüşler benden sonrada böyle bir şey olmadı. Kısacası bu dahihane fikirle hayatlarını kurtarmışlar.

        Jayni:

-Vaov!Bu harika bir deha benim aklıma gelmezdi.

        Kulina:

-Neden aklına gelmediği belli çok akıllısın ya belki de ondandır.

        Nina:

-Tamam sakin olun lütfen! Şimdi ne yapacağız benim kardeşim ellerinde ve ülkemiz kötü durumda nasıl çıkacağız bu işin içinden.

        Ninanın bu sözünün ardından Nazuk ayağa kalkarak kabile reisini kenara çekerek onunla konuştuktan sonra:

-Gençler bu büyük kabile bize yardım edecek. Bizimle savaşmayı kabul ettiler.

        Lagi:

-Nasıl savaşacağız onlarda savaş uçakları, savaş araçları var. Bizde öyle gelişmiş bir şey yok ki. Bu arada sizinle de tanışmadık.

        Nazuk ile konuşmuştu. Herkes bu kabilenin reisinin adının Akilla olduğunu öğrenmişti. Akilla da diğerleriyle tanışmıştı.

Tam bir gün sonra plan için sabahın erken saatlerinde kalkıp iş başına koyuldular. Tina, Kulina ve Jayni ilk Yasak Bölge’ye girdiklerinde ilk olarak gittikleri odaya gittiler. Çalışmalara ve kimyasal silah yapmaya çalışıyorlardı. Bu sırada Nina ve Jayni askeri birlik üzerinde çalışıyorlardı. Nazuk ise savaşmadan önce Nina’nın kız kardeşi Mayli’yi kurtarmak için plan yapıyordu. Tüm hazırlıklar bitmek üzereydi. Ama kimyasal silah konusunda gençlerin şansı pek de iyi değildi. Kabile reiside askerlerine yapmaları gereken şeyleri anlatırken Nazuk tüm gençleri toplayıp Akilla ve kabilesinin yanına gelmişti.

        Nazuk kalabalığın ortasına girerek:

-Herkes beni dinlesin. Yarın savaş başlayacak. Ama bugün Nanaces’e şehrime gidip Nina’nın kız kardeşi Mayli’yi kurtarmalıyız. Ben gençleri alacağım yanıma ama Mayli’yi kurtarmak dışında biraz silahlarını azaltmayı da düşünüyorum. Yani onların kötü eşyalarını ellerinden alacağız bize gönüllü 10-15 kişi lazım.

        Herkes hazırlandı. Yola çıkmak için bir eksikleri kalmamıştı. Yavaş yavaş korku içinde Yasak Bölge’nin çıkışına ilerliyorlardı. Gençlerden sadece Tina yanlarında değildi. Çünkü Tina yarın olacak olan savaş için tıbbi malzemeleri ayarlıyordu. Ayrıca Tina yarın onlara lazımdı. Nazuk ve diğerleri Yasak Bölge’nin kapısına gelmişlerdi çoktan.

        Kapıdan çıkmadan hemen önce Kulina durdu:

-Nina umarım kardeşini kurtarırız sakın tedirgin olma tamam mı?

        Nina’ya sıkıca sarılarak Nina’yı sakinleştirdi.

        Nina:

-Çok teşekkür ederim. Her şey iyi olacak merak etme.

        Bu kısa konuşmanın ardından kapıdan dışarı çıkarak harekete geçtiler. Tam olarak dört kısma ayrılmışlardı. Bu dört kısmın birinde Lagi, Nina ve birkaç Kızıldereli Mayli’yi kurtaracaklardı. İkinci kısımda Jayni, Kulina ve Kızılderililer ise etrafı kolaçan edeceklerdi. Üçüncü ve Dördüncü kısımlar beraber Nazuk’un liderliğinde düşmanın silahlarından yanlarına alabilecekleri kadar alacaklardı. Herkes iz üstünde idi. Bu durum sırasında Kulina’nın gözüne bir şey takılmıştı Nanaces’in insanları köle olarak çalıştırılıyordu çok farklı şekillerde bunları farkeden Kulina’nın ağzı açık kalmıştı.

        Jayni durumu fark edince:

-Ne oldu Kulina?

        Jayni şaşkınlıkla Kulina’ya bakıyordu.

        Kulina Jayni’ye dönerek :

-Şuraya baksana topladıkları kadınları ağır işlerde çalıştırıyorlar. O kısmın az ilerisinde erkekler işkenceye maruz bırakılıyor. Bu iğrenç bir şey onlara yardım etmeliyiz.

Jayni gördüklerine çok üzülmüştü. Jayni ve diğerleri burada bu acı verici olayı görürken diğer tarafta Nina ve Lagi Mayli’yi arıyorlardı. O sırada yanlarından okul servisi geçti.

        Lagi:

-Nina baksana okul servisi bunlar ne yapmaya çalışıyorlar anlamadım.

        Nina:

– Ne? Nerede? Tamam gördüm .Bir dakika şu cama yaslanmış olan benim biricik kız kardeşim Mayli değil mi? Lagi hadi onu oradan kurtarmalıyız.

        Nazuk ise yanındaki Kızılderililerle birlikte cephaneliklerin nerede olduğunu öğrenmiş cephaneliğin olduğu yere gidiyordu.

Ardından binaya girip cephaneliği sessizce alıp oradan uzaklaşmaya başladılar. Bu onlar için oldukça kolay olmuştu. Çünkü askerler herkesi elinde sanıyordu Yasak Bölge’nin cennet gibi olduğundan haberleri bile yoktu. Nazuk bunları yaparken Lagi ve Nina Mayli’yi çoktan kurtarmıştı. Daha sonra tüm herkes belirledikleri bir noktada buluştu. Nina gözyaşlarıyla Mayli’ye sarılıyordu.

        Nazuk:

-Çocuklar Jayni, Lagi ve siz (Kızılderililerden bir kaçını göstermişti.) benimle gelin ve bu zalimlerin keyiflerine bomba atalım.

        Nina ve diğerleri Yasak Bölge’ye dönmüşlerdi. Nazuk ve diğerleri bombayı yerleştirmeye başlayıp geri Yasak Bölge’ye dönüyorlardı. Artık bu güzel sınırlara girmiş ve diğerlerinin yanlarına gelmişlerdi. Bombaları henüz patlatmamışlardı. Çünkü bu güzel anı beraber yaşamak istedim.

        Lagi:

-Hadi patlatalım.

        Bomba sesleri duyuluyordu ve bu bombalarla savaş başlamıştı. Nikoya Devleti ise olanların Yasak Bölge’nin laneti olduğunu düşünüyordu. Savaşa 1-0 yenik başlamalarının yanında korku içindeydiler. Bu iyilerin işine yaramıştı. Savaş artık başlamıştı….

                                    BİR YIL SONRA…

Savaşın Ardından tamı tamına bir yıl olmuştu. Savaşın acı dolu izlerleri hala duruyordu. Nanaces bu savaşta çok kayıp vermişti. Bu önemli kayıpların yanında Jayni ve Tina’da ölmüştü. Belediye Başkanı savaş’ın ardından ilk kez şehrin önünde konuşuyordu. Lagi, Nina ve Kulina’yı yanına çağırarak şehrin anahtarını bu gençlere teslim etti.

Aynı zamanda Yasak Bölge’nin gerçeklerini saklayacağına and içerek konuşmasını bitirdi. Bu olanların ardından gençler bir şeyi çok iyi anlamışlardı o da birlik ve beraberliğin önüne hiç bir şeyin geçemeyecek olmasıydı.

09.12.2016

Etiketler :
300Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
667Reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
300Reklam
İLGİLİ HABERLER